İngiliz mühendis Glyn Johns'ın adını taşıyan davul mikrofonlama yöntemi, minimum sayıda mikrofonla maksimum doğallıkta bir davul sesi yakalamayı hedefler. Klasik dört mikrofonlu kurulumda bir overhead mikrofon davul setinin ortasına, snare'in 100-150 cm üzerine, aşağı bakacak şekilde yerleştirilir. İkinci mikrofon ise floor tom'un yanına, ilk mikrofonla snare'e eşit uzaklıkta olacak şekilde konumlandırılır; böylece snare, ilk mikrofon ve ikinci mikrofon arasında bir üçgen oluşur.
Bu üçgen geometri tesadüfi değildir: iki mikrofonun snare'e eşit mesafede olması, iki sinyal arasındaki faz ilişkisini korur ve mikserde iki overhead'i birlikte açtığınızda davul setinin ortasında "çukurlaşma" ya da ince, cılız bir ses oluşmasını engeller. Kurulum genellikle bir kick mikrofonu ve isteğe bağlı bir snare üst mikrofonuyla tamamlanır; ihtiyaç halinde snare'in doğallığını bozmadan sadece hafif bir destek verecek şekilde seviyede tutulur.
Yöntemin en büyük avantajı, davulcunun kendi kulağına yakın, doğal bir denge yakalamasıdır: hi-hat, ride ve tüm tom'lar iki overhead içinde zaten dengeli biçimde yer alır, bu da mikser masasında onlarca kanal yerine birkaç kanalla çalışmayı mümkün kılar. Aynı zamanda odanın doğal akustiğinin bir kısmını da kayda dahil ettiği için, close-mic ağırlıklı modern bir yaklaşıma göre daha "canlı" ve organik bir karakter taşır.
Stüdyomuzda bu yöntemi özellikle akustik davul kayıtlarında ve grup prova kayıtlarında tercih ediyoruz; oda akustiği iyi olan Beyaz Oda ve Turuncu Oda gibi alanlarımız, bu tarz az-mikrofonlu ama doğal kurulumlar için elverişli. Overhead pozisyonlarını her davulcunun kit yerleşimine göre milimetrik ayarlayarak, aynı yöntemi farklı davul setlerinde tutarlı sonuçlar verecek şekilde uyguluyoruz.