Elektro gitar amfi kaydında en çok yanılgıya düşülen konulardan biri, kabin hoparlörünün her noktasının aynı sesi verdiği düşüncesidir. Oysa bir gitar hoparlörünün konisi, merkeze göre son derece farklı frekans karakterleri üretir: koninin tam merkezi (dust cap üzeri) en parlak, en tiz ve bazen "sert" bir ton verirken, kenara doğru gidildikçe ses yumuşar, düşük-orta frekanslar öne çıkar.
Standart bir kurulumda mikrofon (genellikle bir dinamik mikrofon), hoparlör konisinin merkezine 2-5 cm mesafede, deriye neredeyse değecek şekilde konumlandırılır. Bu "sıfır açı" kurulum en parlak ve en direkt tonu verir. Mikrofon merkezden kenara doğru birkaç santim kaydırıldığında, veya mikrofon hafif açılandırılarak koniye tam dik değil hafif eğik bakacak şekilde konumlandırıldığında, tiz frekanslarda belirgin bir yumuşama elde edilir - bu, özellikle sert distortion tonlarını kayıtta daha "dinlenebilir" hale getirmek için sık kullanılan bir tekniktir.
İki mikrofonlu bir kurulum (örneğin bir dinamik mikrofon merkeze yakın, bir kondenser mikrofon biraz geride ve kenara açılı) mix'te iki farklı karakteri harmanlamaya imkân tanır: yakın mikrofon direkt ve agresif bir ton verirken, uzak mikrofon kabin ve odanın doğal rezonansını ekler. Bazı prodüksiyonlarda üçüncü bir "oda mikrofonu" da eklenerek gitar sesine ekstra genişlik katılır.
Grup Prova A ve B stüdyolarımızdaki çok markalı amfi ve kabin seçenekleri (Marshall, Mesa Boogie, ENGL, Fender gibi), farklı gitar tonlarını denemek isteyen müzisyenler için geniş bir yelpaze sunuyor; her kabin-amfi kombinasyonu, mikrofon konumuyla birlikte kendine has bir karakter ortaya çıkarıyor.