Kompresör, bir sinyalin en yüksek ve en düşük seviyeleri arasındaki farkı (dinamik aralığı) daraltan bir araçtır; doğru kullanıldığında bir performansı daha tutarlı, daha "oturmuş" hale getirir. Ancak kompresörün dört temel parametresini (threshold, ratio, attack, release) anlamadan yapılan ayarlar genellikle rastgele ve öngörülemez sonuçlar verir.
Threshold (eşik), kompresörün hangi seviyeden itibaren devreye gireceğini belirler; sinyal bu eşiği aştığında kompresör sıkıştırmaya başlar. Ratio (oran) ise ne kadar sıkıştırma uygulanacağını belirler - 2:1 gibi düşük bir oran hafif, kontrollü bir etki verirken, 8:1 ve üzeri oranlar limitleme'ye yakın, çok belirgin bir dinamik sınırlama sağlar.
Attack (atak) süresi, kompresörün eşiği aştıktan sonra tam sıkıştırma seviyesine ulaşması için geçen zamandır. Hızlı bir atak, sinyalin ilk darbesini (transient) hemen yakalar - bu, agresif ve kontrollü bir ses için tercih edilir ama darbenin "vuruculuğunu" da azaltabilir. Yavaş bir atak, ilk darbenin bir kısmının kompresörden kaçmasına izin vererek daha "canlı" ve dinamik bir karakter korur.
Release (bırakma) süresi ise sinyal eşiğin altına düştükten sonra kompresörün ne kadar sürede normale döneceğini belirler. Çok hızlı bir release "pompalama" (pumping) etkisi yaratabilirken, çok yavaş bir release sürekli sıkıştırılmış, nefes alamayan bir ses hissi verebilir. İdeal release süresi genellikle parçanın tempo ve ritmine göre ayarlanır - kompresörün, bir sonraki vuruş gelmeden önce nefes alması hedeflenir.
Bu dört parametreyi enstrümana ve müzikal bağlama göre bilinçli ayarlamak, kompresyonu rastgele bir "düğme çevirme" işleminden, amaçlı bir dinamik tasarım aracına dönüştürür.