Bir davul mix'inde en sık karşılaşılan ikilem şudur: davul setine güç ve "patlama" katmak için ağır kompresyon uygulamak, aynı zamanda vuruşların doğal dinamik farkını (sert ve hafif vuruşlar arasındaki fark) yok eder. Paralel kompresyon (bazen "New York compression" olarak da anılır), bu ikilemi çözen klasik bir tekniktir.
Teknik basitçe şu şekilde işler: orijinal, işlenmemiş davul sinyali korunurken, bu sinyalin bir kopyası ayrı bir kanala (bus) gönderilir ve bu kopya kanalda çok agresif bir kompresyon uygulanır - yüksek oran (8:1 ve üzeri), hızlı atak, orta-hızlı bırakma süresiyle neredeyse limitleme'ye yakın bir sıkıştırma yapılır. Bu ağır sıkıştırılmış kanal, orijinal sinyalle birlikte, genellikle orijinalin altında bir seviyede karışıma eklenir.
Sonuç, iki sinyalin en iyi özelliklerinin birleşimidir: orijinal sinyal, vuruşlar arasındaki doğal dinamik farkı korurken, paralel sıkıştırılmış kanal sessiz vuruşları ve davul setinin ambiyans/room tonunu belirgin şekilde öne çıkararak davula bir "güç" ve "kütle" hissi katar. Dinleyici hem davulun doğal dinamiğini hem de o karakteristik "büyük ve güçlü" davul sesini aynı anda duyar.
Paralel kompresyon miktarı, agresif kanalın karışıma ne kadar eklendiğine göre ayarlanır; az miktar ince bir destek sağlarken, fazla miktar davulu belirgin şekilde "ezilmiş" ve güçlü bir karaktere dönüştürür. Rock ve punk gibi enerjik türlerde daha agresif bir paralel kompresyon tercih edilirken, caz ve akustik prodüksiyonlarda çok daha ölçülü kullanılır.
Grup Prova ve Kayıt & Mix stüdyolarımızda bu tekniği, her prodüksiyonun türüne ve enerjisine göre ölçülü biçimde uyguluyoruz.