Bir grubun aynı mekânda birlikte çaldığı hücum kayıt seanslarında, her mikrofon sadece kendi hedeflediği kaynağı değil, odadaki diğer enstrümanların sesini de bir miktar yakalar; buna "sızıntı" (bleed veya spill) denir. Az miktarda sızıntı, hücum kaydın doğal ve "birlikte çalınmış" hissini güçlendiren bir unsur olabilir, ama kontrolsüz sızıntı mix aşamasında ciddi sorunlara yol açabilir.
Sızıntıyı azaltmanın ilk yolu fiziksel mesafe ve ayırıcı kullanımıdır: yüksek sesli enstrümanları (davul, gitar amfisi) birbirinden mümkün olduğunca uzağa yerleştirmek, aralarına akustik ayırıcı paneller (gobo) veya battaniye gibi emici malzemeler koymak, sızıntı miktarını belirgin şekilde azaltır. Bazı stüdyolarda gitar amfisi tamamen ayrı bir küçük odaya (isolation booth) yerleştirilerek sızıntı neredeyse sıfıra indirilir.
Mikrofon seçimi ve yönlendirmesi de kritik bir rol oynar: kardioid ve süper-kardioid gibi dar açılı mikrofonlar, arkadan ve yanlardan gelen sesi omnidirectional mikrofonlara göre çok daha fazla bastırır. Mikrofonun "null point" (en az hassas olduğu açı) diğer enstrümana çevrilerek de sızıntı azaltılabilir.
Bazı prodüksiyonlarda ise sızıntı bilinçli olarak kabul edilir ve hatta tercih edilir; özellikle vintage tarzı, "aynı odada birlikte" hissini önceleyen prodüksiyonlarda hafif sızıntı, kayda doğal bir bütünlük katar. Önemli olan, sızıntının kontrolsüz ve mix'i kısıtlayıcı bir sorun mu, yoksa bilinçli tercih edilen bir estetik unsur mu olduğuna kayıt öncesinde karar vermektir.
Grup Prova A ve B stüdyolarımızda, projenize göre yüksek izolasyon veya bilinçli "birlikte oda" hissi arasında tercih yapabiliyoruz.